Serbest
Okunan
bizim için bir fırsat çıkar mı? – 2
0

bizim için bir fırsat çıkar mı? – 2

by Özgür Eralp01 Ekim 2009

Tüm dünyanın içinde bulunduğu bu ekonomik ortamda bizim için doğabilecek fırsatları sorguladığımız yazıların üçüncüsünde genelden detaya doğru ilerlemeye çalışıyoruz. Avrupa’daki yazılım geliştirme faaliyetlerinin uzak doğuya kaymasının ana nedeni olarak batıdaki maaliyetleri göstermiş, gerçekleme riski az yazılım modül işlerinde başta Hindistan ve Çin olmak üzere uzak doğuda yerleşik şirketlere yönelimin hızlandığından bahsetmiştik. Fakat, uzak doğu çözümlerindeki ciddi kalite eksikliği ve karşılaşılan problemler nedeniyle karmaşık sistemlerde “çözümü bir bütün olarak” oralardan sağlayabilmenin açıkca güç gözüktüğünün ve yüksek risk olduğunun altını çizmiştik. Moody’s verilerine göre dış kaynak kullanım yeri olarak halen 1 numarada olan ve 40 milyar $ büyüklüğündeki Hindistan yazılım sektöründeki yatırımlar doğu Avrupa ve Latin Amerika’ya kaymaya başladı. Büyük şirketler ise “kaliteli ve bütün çözüm” arayışlarını sürdürmekteler çünkü herkes maaliyetlerini mümkün olan en düşük seviyede tutmak ve son ürüne en hızlı şekilde ulaşmak zorunda. Maaliyetin ürün kalitesi ile dengeye oturduğu noktada Türkiye alternatif çözüm noktası olabilir mi? Nasıl bir çizgi bu durumdan fırsatlar doğurabilir?

Adaptive Solutions tarafından yayınlanan ve Amerikan firmalarının yazılım dış kaynak kullanımdan çıkarttıkları 5 önemli derse ilişkin raporda ikinci sırada yer alan maddede; İngilizce’yi zorlukla konuşan mühendis ekibi gerçek bir ‘project killer’ olarak nitelendiriliyor. Çin’de bu anlamda göze batan ülkelerin başında geliyor. Bir başka maddede ise; Brazilya, Çin, Rusya, Hindistan, Filipinler gibi ülkelerde yetenekli mühendisler bulmanın zor olmadığının; önemli olanın yazılım geliştirme süreçlerini ve yaklaşımlarını benimsemiş organizasyonlar bulmak olduğunun altı çiziliyor. Projelerdeki kilometre taşlarının zamanında geçilmemesinin bu ülkelerdeki önemli problemlerden biri olduğu bir gerçek olarak kanıksanmış durumda, ve planlama esnasında gerçekçi olunamıyor ve tüm isteklere irdelemeden verilen ‘evet’ cevapları planları olumsuz etkiliyor. İlginç bir diğer nokta; bu ülkelerde maliyet, kalite ve hızdan sadece ikisini aynı anda elde edebilirsiniz denmesi. Proje kontrol ve takibinin zor olduğu ve bunun için sarfedilmesi gereken eforun yorucu ve yıpratıcı olduğu söyleniyor. Ayrıca seçilen firma kültürünün ana firma ile paralelliği, bu işbirliğinden verimli sonuçlar üretilebilmesi için gerekli olduğu vurgulanıyor.

Brown&Wilson Group tarafından yayınlanan “Black Book of Outsourcing” araştırmasından alıntılar yardımcı olacak nitelikte. Mevcut durumda riskin en düşük seviyede olduğu dış kaynak yatırımına en uygun yerler merkez ve doğu Avrupa, Latin Amerika, Singapur, Dublin (İrlanda) ve Santiago (Şili) olarak sıralanıyor. Araştırmada dikkat çeken ‘güvenilir ağ, altyapı, teknoloji ve telefon’ kategorisinde öne çıkan yerler Toronto, Singapur ve Dublin. Aynı kategoride en riskli yerler ise Bogota (Kolombiya), Bangkok (Tayland) ve Kingston (Jamaika). En uygun yerler sıralanırken kullanılan değerlendirme kriterlerinden bir diğeri de ‘hava ve iklim stabilitesi’. Bu kategoride öne çıkan yerler sırasıyla Budapeşte, Dublin ve Singapur. Araştırma raporunun sonunda tüm kriterlerin değerlendirilerek elde edilmiş genel liste yer alıyor. Dış kaynak kullanımına en uygun ilk beş yer sırasıyla Singapur, Dublin, Santiago, Krakow ve Toronto yer alıyor. İlk 50 arasında Bulgaristan, Romanya ve İsrail’den yerler de var.

Uzak doğudan elde edilen deneyimlerden yapılacak çıkarımlar ve değerlendirme kriterleri göz önüne alındığında nasıl bir yol izlememize dair ipuçlarına ulaşabiliriz. Dünya ekonomisindeki bu durumdan bizim için bir fırsat çıkar mı? Bunun cevabını birlikte yaşayarak yakında öğreneceğiz.

About The Author
Özgür Eralp
Özgür Eralp
Yorumlar

Yanıt Bırak